Yakında sevgililer günü. Çoğu insan sevginin günü olmaz diyerek es geçer bu günü -ben de dahil tabi- ama yine de içimizi acıtan bir gündür. Yani yalnız olanlar için. Ne diyorum biliyor musunuz şöyle Yeşilçam edasında bir aşk tatsam. Ahhh benimki de laf. Rüyalar gerçek olsa seni her gün görürdüm diyor ya şarkı işte o misal. Fakat yine de diyorum işte; şöyle Kadir İnanır edasıyla çıksa karşıma Al Yazmalımdaki gibi sevgili. Onca dert tasaya rağmen sevmekten vazgeçmesem. (Bu biraz benliğimde hakim.) Tabi sevilmekten de tüm olmazlara rağmen...
Dün miş lere daldım bugün se sa lara. Ah bu ben...
Ne diyordum sevgililer günü... Yahu bir sevgililer gününü sevdiceğim ile birlikte geçiremedim ona yanıyorum. Bir cılızın peşinden sürüklenip gidiyorum. Hani şu boynumdaki ip var ya ondan mı ne? Gözlerim de kör gibi ayılıp bayılıyor. Ama biliyorum nafile, bir kere benim filmim böyle olmamalı. Git git git vur kafana dön başa. Sömürgeci sistem gibi. Etrafımda kimse yok hadi gel yap işini. Tamam, ihtiyacımı gördüm git şimdi cehennemin dibine. Off, neyse boş verelim böyle katakulli işleri. Hayal kuralım mı yalnızlıklarımıza hadi? Düşlerimizdeki sevgilinin ellerini tutalım ve bekleyelim 14 Şubatı. Güneşle girsin hayatımıza içimizi ısıtsın. Biliyorum uyku zor böyle zamanlara, yine biliyorum ki gün bitiminde ay gelip batacak o parlak güneş. Olsun sonra da biz ay a aşık olalım ve şarkıdaki gibi rüyalarda buluşalım.

