
… Yusuf kuyuya değil Kuyu düştü Yusuf’a!
Yalan Hakikati
|
 Bir gün anlarsın hayal kurmayı; Beklemeyi, ümit etmeyi. Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi. Lanet edersin yaşadığına... Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın. O zaman bir çiçek büyür kabrimde, kendiliğinden.
|
 Yüreğimin eşkiya yanı depreşti yine. Yüreğimin dağlara sevdalı yanı. Bir ateşin başında yeminler edip, uzun uzun sigara içip, gözlerimizi karanlığa dikerek, "şehre inme vakti gelmiştir" demek vardı şimdi.
Şehre inme vakti gelmiştir ve bir başından girip öteki ucundan çıkarak bir şehri titretmek, ürkütmek, yakmak vakti gelmiştir. Usulca ayağa kalkıp mavzerlerimize uzansak; toprağa tükürüp yenilesek kinimizi ve dudaklarımızın kenarına sert bir ifade koysak; titrek ve flu bir fotoğraf hatırlasak yokedilen günlerimizden; ateşe verilmiş gençliğimizin sevgilisini bulsak zihnimizdeki resiml [ … ]
|
 NAZİLERİN 'kutsal' kitabının yayın yasağı sona eriyor.
|
|
Son Güncelleme: Cuma, 05 Şubat 2010 12:52 |
 Geçenler de bir dergi reklamıyla karşılaştım. Sanat cephesi adlı bir dergi. Reklamı çok vurucu, ve gerçekçiydi. Ve tam’da aslında bir çoğumuzun bu işe bir dur demesi gereken noktaya parmak başlıyordu. Kimilerine göre felaket telalığı yapıyordu. Ama bana göre, edebiyatı kurtarıyordu. Diyordu ki o reklam da ; ‘’Perihan mağden, Ahmet Altan, Orhan Pamuk,Elif Şafak.Hiç biri yok ! Huzurla okuyun!
|
 Herkes biliyor, zaten dövüş hileliydi Fakirler fakir kalır, zenginler daha da semizler. İşler böyle gider Herkes bilir bunu Teknenin su aldığını herkes biliyor Herkes biliyor, kaptan yalan söyledi Herkeste bu kırıklık var Babaları yahut da köpekleri ölmüşçesine Herkes ceplerine konuşuyor Herkes bir kutu çikolata istiyor ya da uzun saplı bir gül Herkes biliyor
|
|
Son Güncelleme: Çarşamba, 03 Şubat 2010 01:21 |
 Ama ben babamı asıl ‘fırka’ mücadelelerinde tanıdım. Yine böyle günlerdi... Nutuk söyleyenleri niçin alkışladıklarını çok defa bilmeyen sokaklar dolusu insanın kinle, küfür şimşekleriyle yüklü kalabalığı. Kalabalık, kalabalık, hep kalabalık. Aynı parkelere basan iskarpinli, çarıklı veya yalınayakların mahşeri hatırlatan, insanı coşturan müthiş kalabalığı. Dar bir sokakta, karşılıklı iki konak hatırlıyorum. Becerikli ilkokul öğrencilerinin yaptıkları mukavva konakları hatırlatan bu cumbalı, kafesli, çıkıntılı, tahta saçakları dantela gibi işlemeli konaklardan birisi bizim. Burası aynı zamanda b [ … ]
|
|
|
|
|
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>
|
|
Sayfa 1 / 41 |